GunceL NeT - Blogcu
Home Contact

GünceL NeT

Hayatınızı GünceL NeT'le Güncelleştirin !!!

GünceL NeT


E-posta aboneliği

YENİLİKLERDEN HABERDAR OL

HaberleR

Dost Bloglar

BAĞLANTILAR

  • Klavye Dostluğu Harun Çelik'in Facebook profili ------------------------------------------------
    ------------------------------------------------ ------------------------------------------------ RSS
  • Haftanın Videosu

    Kategoriler

    Son Yazılar

    Son Yorumlar

    Sıkılanlara ÖzeL

    Sıkıldın mı? Super Mario,Satranç,Sudoku oynamak istersen hemen
    TıKLA>>>

    Metropol hastalıkları

    Ocak 27, 2009 | Kategori:Saglik


    Yaşamanın her geçen gün zorlaştığı metropoller, kendine özgü hastalıklarla insanları tehdit ediyor.
    Büyükşehir insanının hemen hemen her gün yaşadığı trafik, hava kirliliği, iş stresi, sosyal hayattan kopuş gibi sorunlar, ortaya, adı metropollerle anılan ve büyük oranda buralarda yaşayan insanlarda görülen hastalıkları, “metropol hastalıkları”nı çıkartıyor. Küçük şehirlerde görülmeyen “metropol hastalıkları” arasında ölümcül olanları bile var!

    Büyükşehirlerde yaşam, devasa plazalarda çalışmak, alışveriş merkezlerinde zaman geçirmek gibi yönleriyle çoğu zaman cazip gibi gözükse de bu ortamlar insanlar üzerinde çeşitli hastalıklara neden oluyor. Bu hastalıkların ortak özellikleri ise metropolde yaşayan insanlara has olmaları. Büyük şehirde yaşayan bir insanla, kasabada, köyde yaşayan bir insanın maruz kaldığı çevre şartları farklı olduğu için bu hastalıklar kırsal kesimde hemen hiç görülmüyor. İşte tamamıyla çevre şartlarına bağlılık gösteren, büyük şehir insanına özgü bu hastalıklara halk arasında “metropol hastalıkları” deniliyor. Tıp literatürüne yeni girmiş olan “İstanbul Bronşiti”, “Hasta Bina Sendromu” ve “Lejyoner Hastalığı”, metropol hastalıklarının en önemlileri arasında yer alıyor.

    'İstanbul Bronşiti'

    Hava kirliliğinin yoğun olduğu İstanbul gibi büyükşehirlerde görüldüğü için bu hastalığa 'İstanbul Bronşiti' deniliyor. Kendisini sadece kuru bir öksürükle ortaya koyan İstanbul Bronşiti, hastanın günlük yaşamını önemli ölçüde etkiliyor. Her yaşta görülebilen hastalık genellikle geceleri ortaya çıkıyor. Nöbetler şeklinde ortaya çıkan şiddetli öksürük, özellikle kadın ve çocuklarda idrar kaçırmaya neden oluyor. Geceleri hastanın uykusundan uyanmasına neden olan bu şiddetli öksürük nöbetleri, hastanın günlük yaşantısının aksamasına da neden oluyor. Tedaviye iyi cevap veren bir hastalık olan İstanbul Bronşiti’nde hasta, nefes yoluyla alınan sprey şeklindeki kortizon ve antihistaminiklerle birkaç ay içerisinde iyileşebiliyor.

    'Lejyoner Hastalığı'

    Bir akciğer enfeksiyonu olan “Lejyoner Hastalığı” adını ABD’li lejyonerlerden alıyor. Hastalık, 1976’da Philadelphia’da bir otelde yapılan lejyoner toplantısı sırasında başlayan salgınla keşfedildi. Lejyonerlerin de bu durumdan etkilenmesiyle salgına yol açan mikrop, onların anısına “Legionella Pneumophila” olarak literatüre geçti. Hastalığa neden olan bakteri sularda ürüyor ve göl, nehir, dere gibi sularda bulunabiliyor. Büyük şehir insanını asıl ilgilendiren boyutu ise, 1976’da ortaya çıkan ve onlarca kişinin zatürree olmasına neden olan mikrobun, klima ve havalandırma sisteminden insanlara bulaşmış olması. Modern toplumun bir parçası olan klimalar bakım yapılmadığı takdirde bu hastalığa neden oluyor. Çünkü Lejyoner Hastalığı, mikroplu suyun havayla karışıp solunması durumunda insana bulaşıyor.

    Halsizlik, öksürük, göğüs ağrısı, nefes darlığı, bulantı, kusma, huzursuzluk, dalgınlık, sıkıntı, bilinç bulanıklığı gibi belirtilerle seyreden, yeterli tedavi gerçekleştirilmezse ölümle sonuçlanabilen Lejyoner Hastalığı’nın kuluçka süresi 2-10 gün arasında değişiyor. 50 yaşın üzerindekiler, sigara içenler, alkol bağımlıları, kronik akciğer hastalarının risk grubunu oluşturduğu hastalık, 2-3 haftalık bir antibiyotik tedavisi gerektiriyor.

    'Hasta Bina Sendromu'

    İç ortamdaki hava nedeniyle ortaya çıkan diğer bir büyük şehir hastalığı ise “Hasta Bina Sendromu.” Plazalarda çalışanlar ya da büyük alışveriş merkezlerinde dolaşmayı sevenler bu hastalığın risk grubunda yer alıyor. Çünkü merkezi havalandırma sistemi kullanılan alışveriş merkezi ve plaza gibi kapalı alanlardaki havanın sadece yüzde 20'si değişiyor. Bu da en çok akciğerlerimizi etkiliyor.

    Bu rahatsızlıkta, insanlar kapalı yapılara girdiklerinde, başka hiçbir hastalık olmaksızın üst solunum yollarında burun tıkanıklığı, burun akıntısı, geniz akıntısı, gözlerde sulanma, boğazda gıcık hissi, kuru bir öksürük, baş ağrısı, deride kaşıntılar, kurumalar rahatsızlık hissi, kırgınlık, hâlsizlik, huzursuzluk ve çarpıntı gibi bir takım belirtiler gösteriyor. Hasta Bina Sendromu’nun ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerin başında, iç ortamı kirleten kaynakların ortadan kaldırılması, sigaranın yasaklanması ve içerideki havanın değişim oranının artırılması geliyor.

    Metropol Hastalıklarının Psikolojik Boyutu

    Büyükşehirde yaşam, fizyolojimiz üzerinde etkili olduğu kadar, psikolojimiz üzerinde de etkili oluyor. Yaşadığımız çevrenin özelliği bizi olumlu yönde etkileyebileceği gibi olumsuz etkileyip gerginlik içerisine de sokabiliyor. Madde bağımlılığı, eş, evlilik ve gençlik sorunları, iş stresine bağlı psikomatik hastalıklar, trafik kazası ve benzeri olaylara bağlı travma sonrası stres bozukluğu tabloları metropol koşullarında daha sık ortaya çıkıyor.

    İyi bir uyku mu? Peki ama nasıl?

    Ocak 27, 2009 | Kategori:Saglik



    Uyku problemlerinizi, nefes hareketleriyle ve bazı alışkanlıklarınızı değişiktirerek yenmeniz mümkün.
    Endişe ve uyku iyi bir ikili değildir. Endişe duyulacak herhangi bir durumla karşılaşınca bütün gün kendilerini yorgun ve kötü hisseden insanların sayıları gün geçtikçe çoğalıyor. Bunun nedenlerinin başında ise endişe kaynaklı uyku problemleri geliyor.

    Bazı değişiklikler yapıp, uyku problemlerinizin hayatınızı kötü yönde etkilemese bir son vermenin zamanı geldi. Finlandiya’da bulunan bir araştırma enstitüsü tarafından, 5 yıldır sürdürülen bir araştırma, yaşadıkları stresli olaylar nedeniyle endişe problemi yaşayan insanların, bu olaylar bittikten en az 6 ay sonra bile uyku problemleri yaşadıklarını ortaya koydu.

    Oxford Üniversitesi’nin geçen yıl yayınlamış olduğu bir rapora göre, uykuya geçmek için güzel şeyler hayal etmek oldukça etkili oluyor. Fakat ilk olarak zihninizi ve bedeninizi rahatlatmanız gerekiyor.

    Aşağıdaki adımları uygulayarak zihninizi ve bedeninizi rahat bir uyku için hazırlayabilirsiniz.

    1. YORGUN OLDUĞUNUZDAN EMİN OLUN
    Koşup oynayan bir çocuk, bütün gün hareketsiz bir şekilde bilgisayar oyunu oynayan çocuklara göre daha kolay uykuya dalacaktır. Yetişkinler için de bu kural geçerlidir. Araştırmalara göre, düzenli yapılan egzersizler, endişeyi ve depresyonu önler ve uyumanıza yardımcı olur. Bu egzersizleri planlamak zorunda değilsiniz. Hareketli bir yürüyüş, bahçeyle biraz ilgilenmek, yüzmek ya da bisiklete binmek kendinizi yeterince yorgun hissettirebileceği için yararlı olacaklardır.

    2. UYKU ODANIZI YARATIN

    Sessiz ve huzurlu bir ortama ihtiyacınız var. Televizyonlar ve bilgisayarlar uykuya dalmanızda size yardımcı olmazlar. Onları yatak odanızın dışında tutun. Yatak odanız için, örttüğünüzde odayı karanlık yapacak perde ya da güneşlikler seçin. Eğer rahat değilse, yatağınızı da daha iyi bir yatakla değiştirin.

    3. ENDİŞELERİNİZLE BAŞA ÇIKIN

    Yatmaya gitmeden önce, endişe duyduğunuz konulardan konuşmamaya özen gösterin. Bu konulardan konuşmak yerine, kitap okumak, hafif müzik dinlemek ya da sıcak bir banyo yapmak gibi rahatlatıcı aktivitelerde bulunun.

    4. ERKEN KALKIN

    Alarmını daha erken bir saate kurun. Araştırmalar gösteriyor ki, sürekli olarak olması gerekenden yarım saat erken kalkmak uyku bozukluklarının iyileştirilmesinde yardımcı oluyor.

    5. YATAĞA GİTMEDEN ÖNCE UZAK DURMANIZ GEREKEN ŞEYLER

    • Yatağa gitmeden en az beş saat önce kafein alımını kesin.
    • 1 ya da 2 kadeh şaraptan daha fazlasını içmeyin.
    • Nikotin alımından uzak durun. Buna nikotin bandı ve nikotin sakızları da dahil.
    • Gece yarısı haberleri ya da aksiyon ve korku filmlerini yatağa gitmeden önce izlemeyin.

    Bütün bu adımları uyguladıktan sonra kendinizi yatağınıza bırakın. Gözlerinizi kapatın. Rahatlamaya bir kaç derin nefes alarak başlayın. Daha sonra vücudunuzu kısa ve uzun hareketlerle gerin. Kaslarınızı gerin ve bu gerginliği önce yüzünüzde, boyun ve omuzlarınızda tutun. Daha sonra, göğüs bölgenizde, sırtınızda, karnınızda, kollarınızda, ellerinizde ve parmaklarınızda bu gerginliği hissetmeye çalışın.Bütün bu germe hareketlerinden sonra vücudunuzu rahatlamaya bırakın.

    Nefes alıp verirken nasıl nefes aldığınızı hissetmeye çalışın. Her nefes verişinizde rahatladığınızı hissetmeye çalışın. Nefesinizi yeterince hissettiğinize inanıyorsanız, tam anlamıyla rahat olacağınızı düşündüğünüz bir yerin hayalini kurun. Belki bir tatil, belki sevdiğiniz bir oda belki de bulunmak istediğiniz herhangi bir yer… Kendinizi hayalini kurduğunuz o yerde uzanmış, sakin, güvende ve son derece rahat hissetmeye çalışın. Daha sonra almış olduğunuz her nefeste daha rahatlamış olduğunuzu görecek ve istediğiniz zaman uykuya dalabileceksiniz.
      <<Önceki Sayfa |1/43| Sonraki Sayfa>>
    IP
    Bu Site En iyi Firefox'da Görüntülenir.
    © Güncel NeT | Her hakkı saklıdır !!!